a (1)

TEK DOZLUK HAYAT

By Tuncay Büyükdişli, 3 Haziran 2015

TEK DOZLUK HAYAT 

 

Ağlayarak kalktım yatağımdan bu sabah, ağır bir gün olacağı nefes nefese uyanışımdan belliydi. Rüyamda rahmetli anneme hesabını veriyordum yalanlarımın, ağlayarak bağırıyordum ona; nasıl söyleyebilirdim anacığım bu kadar yaşam doluyken bütün vücudunu o illetin sardığını, ben bile buna inanamazken. Küçük çocuklar gibiydim; bağıra çağıra doyasıya ağlıyordum.

 

Her neyse böyle bir günün sabahıydı uyandığım…Sanki koca kent küçülüp üzerime yığılıyordu..

 

Rahmetliyi kaybedişimden sonra daha sık hayatımı sorgulamaya başladım. Bu hayat tek dozluk yaşama şansıydı bize verilen.

 

Şimdi kendimi gereksiz kurallara, korkulara, töre ve ananelere kurban etmiş gibi hissediyorum, niçin ve nasıl yaşadığımdan bihaberim sanki…

 

Evden çıkarken bu sabah kendime dedim ki; al başını istediğin, düşlediğin uzaklara, seni çağırdıklarını hissettiğin şehirlere git, seni her geçen gün biraz daha boğan bu atmosferin dışına çık. Yalnızlık oluyordu kentin bütün sokakları benim için; ben kimsesiz, kent yapayalnız.

 

Hep bir Çingene gibi mavi yaz akşamlarından patikalara dalmayı, mavi serin kırları, çok ama çok uzakları, resim çekmeyi, şiir yazmayı, tek ve ıssız, kimselere verilecek hesabım olmadan yaşamayı ne çok arzuladığımı fark ettim.

 

Boğuluyorum artık daha net hissediyorum bunu, en yakınının gerçekleri bile senin gerçeğin değil, hayata bakışınla tam bir tezat.

Kendi için yaşamalıymış biraz da insan; bireysel olgulardan söz ediyorum tabii ki, en çok ta yaşamın kişiye özel hissettirdiği ayrıntılardan…

 

Düşündüklerini yapacak, kendi için yaşayacak, yeni şeylere kendi için yelken açacak yürekli insanlardan biri olmadığımı fark ettim, çünkü o kadar gereksiz şey için kendimi çivilemiş yerinde sayıp duruyorum.

 

 

Ama tek dozluk bu yaşamı en iyi şekilde kendi adlarına yaşayan insan çok. Onlar kendilerini çağıran uzak şehirlerde buldular kendilerini, kendileri için bir şeyler yaptılar, istedikleri insanı yaratmayı denediler en azından.

 

Aradıklarını bulup bulmadıkları farklı bir konu ama bu takdire şayandır.

 

Her neyse, istemediğim yolların peşinde daha çok sıkışıp, hayatımın en güzel yıllarını kayıp bir şekilde geçireceğimden korkuyorum.

Farkına varıyorum kendimi toplamam gerekliliğinin, netleşmeli kafamdaki bir çok soru, yeni yeni yollar açılmalı hayatımın salt bana ait taraflarına..

 

 

Hayat bu tek doz yaşanası…