a (127)

ANLAMI YETİRİLEN YER

By Tuncay Büyükdişli, 2 Haziran 2015

ANLAMI YETİRİLEN YER

 

Hemen her şeyin anlamını yitirdiği bir yerdeyim; korkunç yalnızlıkların, anlamı kestirilemeyen varoluşların, zaman ve yer sınırlamalarının olmadığı. Umutsuzca, öylece bir ben, hiç kimseyi beklemeden, öylece dipdiri, et ve kemik yığınından başka hiçbir şey olmayarak. Yüzümün gerçek kendim olmadığı, gerçek dışı imajlardan kurtularak, gerçek varoluşumla…

Burada maviler bir başkadır, görmediğin müddetçe çaresizdir, bütün düşünceler isteksizdir, tüm kıpırtılar gibi. Görmeye gerek yoktur hiçbir şeyi, görmeye değmez zaten baktığın her şey…

Ölümü, bütün her şeyimle ölümü dilemek.  O ne büyük mutluluktur anlatılmaz. Sadece ve sadece kendi ölümümü dilemek; rastlantıyla düşülen varoluşlardan gerçek varoluşlara dönüşmek, coşkulara, büyük coşkulara kavuşmak için. Bu ne bitmek bilmeyen bekleyiş, bu ne bitmek bilmeyen özleyiş, ona kavuşmayı bütün her şeyimle isteyip, gelmesinden korktuğum. Geride bırakacağım; bir kemik yatağına hapsedilen boş bir beden olsa da buradan uzaklaşacağım.

Acıların sona erdiği, gerçek coşkulara, gerçek mutluluklara, bedenlerin değil, varlığımızın gezindiği gerçek varoluş platformuna…