bb (9)

By Tuncay Büyükdişli, 19 Ağustos 2015

YAŞAMAK ZORUNDA OLDUĞUM YALNIZLIĞIM…

Yalnız’ın odasında ikinci bir yalnızlıktır, ayna… Özdemir Asaf

 

“Bir yığın tedirgin, kendinden sıkılmış var olandan başka bir şey değildik. Burada bulunmamız için tek bir neden yoktu, hiçbirimiz böyle bir neden ileri süremezdi. Utanç içinde bulunan ve belirsiz bir tedirginlik duyan her var olan, ötekilerin karşısında kendisini fazlalık olarak hissediyordu. Fazlalık.”  Bulantı, Jean-Paul Sartre

 

Yağmur, fırtına, kar, içimizi titreten soğuklar yavaş yavaş başladı.  Dünya içerilere çekildi. Ben de buğulanmış camların arkasında yerimi aldım, kendi salt yalnızlığımı doyasıya yaşıyorum.

Bu soğuk ve fırtınalı kış günlerinde herkes, abartısız herkes, ya bir dizenin, ya bir şiirin, ya da bir şarkının sözlerine saklanır, kendi mabetlerinin içinde yeni mabetler yaratırlar.

“Acılardan bir türkü, düşünce yüreğime

Yetmiyor sevda sözleri yaralanmış ömrüme,

Sığınaklar aramak kederli şarkılarda,

Biraz daha yitip gitmek, yıpranan dostluklarla,

Yaralayan sözler gibi, silinmeyen izler gibi, birbirini gözler gibi,

Zor, zor yıllar”

Bu şarkıyı mırıldanarak dışarıdaki sisle kendi yalnızlığımla sarmal bir durumdayım bu sabah.

Kendi kendimle baş başayım ve kendi kendimle muhabbet zamanı şimdi, dilimde o şarkının melodisi, hüzünlerime sarılmışım. Bu sayede dışarıdaki soğuktan korunuyorum sanki içimi bir sıcaklık basıyor.

Birçok insanı mutsuz kılan  “zaman” duygusu birden içimi acıtıverdi. Böyle soğuk kış günlerinde gözümün önünden hızlıca akıp giden “zaman” gelir, dolayısıyla yaşanmamış “an”ların mutsuzluğu.

Böyle zamanlarda durup beklerim buğulanmış camların arkasında, cama geometrik şekiller çizerim. İçimdeki kavgaları, ölümleri, iç hesaplaşmalarımı, acılarımı buğulu camların arkasında flulaştırırım.

Neden bilmem aslında, ümitsiz vakaları severim;  ümitsiz insanları, yollarını kaybetmişleri.

Bunları düşündükçe” empati “ yaparım,” varoluş” nedenlerimiz kafamda her zamankinden biraz daha netleşir. Bu yüzden severim hüznü, yalnızlığımla kucaklaşır, kimsenin beni şekillendirmesine müsaade etmem. Bu kucaklaşma zamanlarında içim dolar taşar, hüznüme hüzün katarım. Mutlu olamam istesem de, mutsuz insanların acılarını içinde duyan biri nasıl mutlu olabilir ki?  Oysa “an” beni  yaşa diye çığlıklar atarken neden bu mutsuzluk?!!

Öyle boğulmuşuz ki karanlığımıza; yapayalnızdık. Kör bir kuyunun içindeydik sanki bir el bekliyorduk bizi yukarı çekecek. Yalnızlık deyip deyip duruyorum, peki nedir yalnızlık? İnsanın etrafında kimse olmaması mı? Yoksa insanın etrafında kucak kucak onu anlamayan insan olması mı?

Düşünüyorum bu devasa devinim içinde niçin birçoğumuz sudan çıkmış bir balık gibi hissediyoruz kendimizi?

İnsan bazen kendisini en yakınına bile anlatamaz, kelimeler bulamaz ya da kavramlar yoktur kendini anlatacak, ifade edemez. Ya da karşısındakiler anlamak istemez,  maskelerinin arkasına saklanıp yaşayan bir ölü olmayı yeğlerler, kendileri taklit ve tekrar olduklarından çevresindekilere tekinsiz bir yalnızlık ve anlamsızlık hissi yaratırlar. Onlar farkındalığı taklitle bulmaya çalışırken “özgünlük” yani “kendine özgülüğün” dünyadaki fark yaratan tek şey olduğunu unuturlar.

İşte bu taklit ve tekrarla ilerleyen kişiler aslında en tehlikeli olan yalnızlık biçimini yaşarlar, çünkü bu yol onları kendilerine yabancılaştırıp, kendine ait olmayan yolların dışında,  ne tür tehlikeler ile karşılaşacağı belli olmayan bir lokasyona doğru götürür. Çağımızda bunun sonuçları o kadar çok görülmektedir ki, sosyologlar sorunları çözmekte zorlanmakta, psikologlardan randevu bulma ihtimalleri her geçen gün zorlaşmakta; manik depresifler, depresyon, anorireksimental, halüsinasyonlar,  şizofrenik  vakalar, nevrotik egolar, paranoyalar,  nevrozlar en tehlikelisi psikozları artırmaya doğru ilerleyen bir düzen.

Ama insanın özgünlüğünden doğan yalnızlık, yaşanılması en güzel duygulardan biridir.Mutlak yalnızdır insan. Hayatı irdelemek, insanlar için bir şeyler yaparak “empati” duygusunu geliştirmek güzel ve sağlıklı bir yalnızlık duygusu üretir. “Varoluşun” anlamını yakalamaya çalışarak, tekrar ve taklitlerden uzak durarak yaşanılan bir yalnızlık duygusu insanın ruh sağlığını aynı zamanda sağlamlaştırır.

 

“Yalnızlığım, yaşamak zorunda olduğum beraberliğimsin” 05-01-2015